Seçtiğiniz Kategoriye Ait

Blog Yazıları

gebelikte-ne-kadar-kilo-alinir-scaled-1-1200x800.jpg

Gebelikte ne kadar kilo alınır sorusu, hem annenin sağlığı hem de bebeğin sağlıklı gelişimi açısından kritik bir öneme sahiptir. Yeterli kilo alan anne adaylarının gebelik süreçleri daha sağlıklı seyretmekte; yetersiz veya aşırı kilo alımı ise çeşitli komplikasyon risklerini beraberinde getirebilmektedir. Peki gebelikte ne kadar kilo alınmalıdır? Bu sorunun tek bir doğru yanıtı yoktur; çünkü ideal kilo alımı her anne adayının gebelik öncesi vücut kitle indeksine (VKİ) göre farklılık göstermektedir.

Vücut Kitle İndeksi (VKİ) ve Gebelikte Kilo Alımı

Gebelikte önerilen kilo alımı miktarı, anne adayının hamilelik başındaki vücut kitle indeksine göre belirlenmektedir. VKİ hesaplanırken kilo kilogram, boy ise metre cinsinden alınır; kilonun boyun karesine bölünmesiyle sonuç elde edilir.

Örnek: 60 kg ağırlığında ve 1,65 m boyunda bir anne adayının VKİ’si → 60 ÷ (1,65 × 1,65) = 22,0 (normal kilolu)

Amerikan Kadın Doğum ve Jinekoloji Derneği (ACOG) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre önerilen toplam kilo alım aralıkları şöyledir:

 

VKİ (kg/m²) Gebelik Öncesi Durum Önerilen Toplam Kilo Alımı
18,5’ten düşük Düşük kilolu 12,5 – 18 kg
18,5 – 24,9 Normal kilolu 11,5 – 16 kg
25 – 29,9 Fazla kilolu 7 – 11,5 kg
30 ve üzeri Obez 5 – 9 kg

 

Önemli: Bu değerler tek bebek gebelikleri için geçerlidir. İkiz veya çoğul gebeliklerde kilo alım hedefleri farklılaşmaktadır; hekiminiz size özel bir hedef belirleyecektir.

Trimester Bazında Gebelikte Kilo Alımı

Gebelik boyunca kilo artışı eşit dağılmaz; her trimesterde farklı bir seyir izler. Anne adayının kilo alımı kişiye bağlı olarak değişse de genel tablo şu şekildedir:

 

Dönem Hafta Aralığı Beklenen Kilo Alımı
1. Trimester 1 – 13. hafta 0,5 – 2 kg (toplam)
2. Trimester 14 – 27. hafta Haftada ~0,4 – 0,5 kg
3. Trimester 28 – 40. hafta Haftada ~0,4 – 0,5 kg

 

1. Trimester: İlk 13 Hafta

Gebelikte ilk kilo alımları genellikle 3. ayda belirginleşmeye başlar. Mide bulantısı ve kusma, pek çok anne adayında bu dönemde iştahı kısıtladığından kilo artışı sınırlı kalabilmektedir. Bu dönemin sonunda toplamda yaklaşık 0,5-2 kg arası bir artış normal kabul edilmektedir.

2. Trimester: 14 – 27. Haftalar

Yaklaşık 5. ayda hormonların etkisiyle iştah belirgin biçimde açılır. Bu dönemde haftada ortalama 0,4-0,5 kg alımı beklenmektedir. Anne adayının yemek yeme isteği normale döner ve kontrol edilmezse aşırı kilo alımına zemin hazırlanabilir.

3. Trimester: 28 – 40. Haftalar

Üçüncü trimesterde bebeğin mideye baskı yapmasıyla birlikte iştahsızlık yeniden gündeme gelebilir. Ancak bu dönemde bebeğin büyümesi hızlandığından kilo alımı devam eder. Haftada 0,4-0,5 kg civarındaki artış bu dönemde de sürmektedir.

Gebelikte Ne Kadar Kilo Alınır?

Tüp Bebek Gebeliklerinde Kilo Alımı

Tüp bebek tedavisi sonucu oluşan gebeliklerde kilo alım hedefleri, doğal yoldan oluşan gebeliklerle aynıdır. Tedavi sürecinin farklı olması, gebelik oluştuktan sonraki kilo takibi açısından herhangi bir farklılık yaratmamaktadır. Kilo alım önerileri yine VKİ’ye göre belirlenmektedir.

Nova Art Tüp Bebek Merkezi’nde gebelik takibi sürecinde anne adaylarının kilo alımı düzenli olarak izlenmekte; gerektiğinde beslenme düzenlemeleri ve uzman yönlendirmesiyle süreç kişiselleştirilmektedir.

Tüb bebek süreci ile ilgili daha detaylı bilgi için bu aşağıdaki linke tıklayarak ilgili yazımızı okuyabilirsiniz:

Tüp Bebek Tedavisi Süreci: 10 Adımda Bilmeniz Gerekenler

Gebelikte Kilo Alımı Ne Zaman Başlar?

Gebelikte kilo alımı kişiden kişiye farklılık gösterse de ilk belirgin artış genellikle 3. ayda yaşanmaktadır. İlk trimester sonunda çoğu gebede yaklaşık 0,5–2 kg artış görülür. Bu dönemde yaşanan mide bulantısı ve kusma, pek çok anne adayında kilo alımını yavaşlatmakta hatta bazı kadınlarda hafif bir kilo kaybına neden olabilmektedir.

Birçok anne adayında ilk trimesterde mide bulantısı, kusma ve iştahsızlık ortaya çıkar. Bu belirtiler genellikle 12-14. haftadan itibaren hafiflemeye başlar ve ikinci trimesterde iştah normale döner.

İlk trimesterde çok az kilo aldıysanız ya da hafif kilo kaybettiyseniz paniğe kapılmayın. Mide bulantısı geçtikten sonra ikinci trimesterde kilo alımı düzene girecektir. Ancak bu süreci mutlaka hekiminizle paylaşın.

Gebelikte İştah En Çok Ne Zaman Artar?

Gebelikte iştah artışı ve buna bağlı kilo alımı süreci, anne adaylarının en çok merak ettiği konuların başında gelmektedir. İkinci trimesterde birçok kadında iştah belirgin biçimde açılır; anne adayının yemek yeme isteği normale döner ve zaman zaman kontrolsüz yemek yeme isteği oluşabilir. Fakat bu durum tamamen kişiye özgü özellikler de taşımaktadır.

Son 3 ayda ise tablonun tersine dönmesi mümkündür: büyüyen bebeğin mideye baskı yapması nedeniyle iştahsızlık yeniden gündeme gelebilir. Anne adayı daha az ama daha sık yemek yiyerek bu dönemi yönetebilir.

Gebelikte iştah değişimlerinin genel seyri şu şekilde özetlenebilir:

  • 1 – 3. ay: Mide bulantısı, kusma ve iştahsızlık — kilo alımı yavaş seyreder
  • 4 – 6. ay: İştah açılır, yemek yeme isteği artar — kilo alımı hızlanır
  • 7 – 9. ay: Bebeğin mideye baskısıyla iştahsızlık yeniden görülebilir — kilo alımı devam eder ancak yavaşlayabilir

Kontrolsüz yemek yeme isteği hissetmek bu dönemde yaygındır; ancak kalori miktarından çok besin kalitesine odaklanmak hem anne sağlığını hem de bebek gelişimini doğrudan destekler.

Az veya Fazla Kilo Almanın Riskleri

Yetersiz Kilo Alımının Riskleri

  • Düşük doğum ağırlıklı bebek
  • Erken doğum riski
  • Bebeğin gelişim geriliği
  • Anne adayında anemi ve enerji yetersizliği

Aşırı Kilo Alımının Riskleri

  • Gestasyonel diyabet (gebelik şekeri)
  • Preeklampsi (gebelik yüksek tansiyonu)
  • Sezaryen doğum olasılığının artması
  • Doğum sonrası kilo verme güçlüğü
  • Makrozomi (iri bebek) ve buna bağlı doğum komplikasyonları

Gebelikte kilo alımında herhangi bir standardın kişiden kişiye farklılık gösterdiğini unutmamak gerekir. Bu nedenle kilo takibini mutlaka uzman hekim gözetiminde sürdürün.

Gebelikte Sağlıklı Kilo Alımı İçin Öneriler

Beslenme

Gebelikte “iki kişilik yemek” anlayışı doğru değildir. Ek kalori ihtiyacı günde yalnızca 300-500 kalori civarındadır. Öncelik kalori miktarına değil, besin kalitesine verilmelidir: folik asit, demir, kalsiyum ve omega-3 açısından zengin gıdalar tercih edilmelidir.

Fiziksel Aktivite

Komplikasyon riski taşımayan gebeliklerde hekimin onayıyla düzenli ve hafif egzersiz (yürüyüş, yüzme, gebelik yogası) hem kilo kontrolüne hem de doğum hazırlığına katkı sağlamaktadır.

Düzenli Takip

Her kontrol ziyaretinde yapılan kilo ölçümü, trimester bazlı artışın sağlıklı seyrini takip etmek açısından vazgeçilmezdir. Ani kilo değişimleri preeklampsi gibi ciddi durumların erken işareti olabilir.

Sık Sorulan Sorular

Gebelikte kilo almamak zararlı mı?

Evet. Özellikle ikinci ve üçüncü trimesterde yeterli kilo alınamaması bebeğin büyümesini ve gelişimini olumsuz etkileyebilir. İlk trimesterde mide bulantısı nedeniyle sınırlı kilo alımı çoğunlukla normaldir; ancak sonraki dönemlerde takip önem kazanır.

Gebelikte alınan kilo nasıl dağılır?

Toplam kilo alımının tamamı yağ olarak depolanmaz. Bebeğin ağırlığı, plasenta, amniyon sıvısı, rahim ve meme dokusundaki büyüme, artan kan hacmi ve vücut sıvıları bu kilonun büyük bölümünü oluşturur.

Gebelikte alınan kilo ne zaman verilir?

Doğumun ardından ilk haftalarda bebek, plasenta ve amniyon sıvısına bağlı kilo hızla düşer. Geri kalan kilonun büyük bölümü ise emzirme dönemiyle birlikte 6-12 ay içinde kademeli olarak verilebilir.

İkiz gebelikte kilo alımı farklı mıdır?

Evet. İkiz gebelikte önerilen toplam kilo alımı normal kilolu bir anne adayı için 17-25 kg aralığına çıkmaktadır. İkiz veya çoğul gebeliklerde kilo hedefi mutlaka hekimle birlikte belirlenmeli ve daha sık takip yapılmalıdır.

Gebelikte hangi ayda en çok kilo alınır?

Kilo alımı genellikle ikinci trimesterde, yani 4-6. aylarda hızlanır. Mide bulantısının geçmesiyle birlikte iştah açılır ve haftalık kilo artışı belirginleşir. Üçüncü trimesterde artış devam etmekle birlikte iştahsızlık nedeniyle zaman zaman yavaşlayabilir.

Sonuç

Gebelikte ne kadar kilo alınır sorusunun tek bir yanıtı olmadığını, bu rakamın tamamen anne adayının gebelik öncesi VKİ’sine göre şekillendiğini belirtmek gerekir. Önerilen aralıkların altında veya üstünde kalmak hem anne hem de bebek için çeşitli riskler doğurabilmektedir. Bu nedenle gebelik boyunca düzenli kilo takibi, dengeli beslenme ve uzman hekim gözetimi büyük önem taşımaktadır.

Gebelik sürecinde kilo takibi ve beslenme konusunda destek almak için Nova Art Tüp Bebek Merkezi uzmanlarına danışabilirsiniz.

Açıklamalar

Web sitemizdeki tüp bebek ve infertilite konularda da hail olmak üzere tüm bilgilendirici yazılar ulusal ve uluslararası güvenilir tıbbi ve bilimsel otoritelerin kaynaklarına dayanarak. 30 yılı aşkın süredir Tüp Bebek ve Üreme Sağlığı konularında bilimsel çalışmalar yürüten Novaart Tüp Bebek Merkezi kurucu Hekimleri Prof. Dr. Ahmet Erdem ve Prof. Dr. Mehmet Erdem ve yine Tüp Bebek Merkezi Mesul Müdürü Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Hatice Altuntaşın editörlüğünde yazılmaktadır.

Bu içerik bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili her türlü karar için lütfen bir sağlık kuruluşuna ya da uzman hekime başvurunuz.

Bizi Sosyal Medyadan Takip Edin: 

https://www.instagram.com/novaarttupbebekmerkezi/

https://www.facebook.com/novaart.tupbebek/

https://www.youtube.com/@NovaArtTupBebekAnkara

Kaynakça

  1. Amerikan Kadın Doğum ve Jinekoloji Derneği (ACOG) — Gebelikte kilo alımı klinik kılavuzu, 2013 (2020 güncellemesiyle)
  2. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) — Gebelikte beslenme: anne ve bebek sağlığı için öneriler. Erişim: Mayıs 2026
  3. Ulusal Tıp Akademisi (NAM, eski adıyla IOM) — Gebelikte kilo alımı: yeniden gözden geçirilmiş kılavuzlar, 2009
  4. Mayo Clinic — Gebelikte kilo alımı: ne kadar yeterli? Erişim: Mayıs 2026
  5. American Journal of Clinical Nutrition — Gebelik öncesi VKİ, kilo alımı ve gebelik komplikasyonları arasındaki ilişki üzerine derleme, 2017
  6. T.C. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü — Gebelikte Beslenme Rehberi. Erişim: Mayıs 2026

kadin-dogum-uzmanlari-ankara-scaled-1-1200x800.jpg

Stres, kadınların günlük yaşamlarında kaçınılmaz olarak karşılaştığı bir durumdur ve kadın doğum doktorları, stresin özellikle kadın sağlığı üzerindeki etkilerine dair benzersiz bir anlayışa sahiptir. Menstrüel düzensizliklerden fertilite sorunlarına kadar pek çok sağlık durumunun altında yatan faktörler arasında stres kritik bir yer tutar. Kadın doğum doktorları, stresin hormonlar üzerindeki etkisini anlamak ve bu etkiyi azaltmanın yollarını bulmak için kritik öneme sahip bilgiler sunar. Stresin, kadın üreme sağlığını nasıl etkileyebileceğini ve günlük hayatımızdaki stres etkenlerinin nasıl yönetilebileceğini anlamak, her kadının sağlık yolculuğunda vazgeçilmez bir bileşendir.

Stres yönetimi, kadın doğum pratiğinde sadece reaktif bir yaklaşım değil, aynı zamanda proaktif bir sağlık stratejisi olarak da ele alınır. Günlük hayatın getirdiği zorluklarla başa çıkarken, stresin fiziksel sağlık üzerindeki doğrudan etkilerini düşürmek, kadın doğum doktorlarının önerdiği bir yaklaşımdır. Sağlıklı stres yönetimi teknikleri, adet döngüsünden libido ve hamilelik şansına kadar birçok alanda olumlu etkiler yaratabilir. Bu nedenle, kadın doğum doktorlarının önerileri, sadece acil durumlarda değil, günlük yaşamın içinde sürekli bir sağlık ve esenlik kaynağı olarak değerlendirilmelidir.

Hormonlar ve Stres Arasındaki İlişkiyi Anlamak

Kadın sağlığında hormonlar, adeta bir orkestra şefi gibi vücudun birçok önemli işlevini düzenler. Stres ise bu hassas dengenin bozulmasına sebep olabilir, çünkü stres tepkisi olarak bilinen kortizol ve adrenalin gibi hormonların aşırı salgılanmasına yol açar. Bu hormonlar, uzun süre yüksek seviyelerde kaldıklarında, menstrüel döngünün düzenini bozabilir, ovulasyonu engelleyebilir ve hatta fertilite üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Kadın doğum doktorları bu nedenle stresin hormonlar üzerindeki etkilerine özellikle dikkat eder ve bu konuda hastalarını bilinçlendirir.

Hormon dengesinin sağlanması, sağlıklı bir üreme sistemi için elzemdir. Bu nedenle, kadınlar stres altında olduklarında, düzenli olarak kadın doğum doktorlarıyla görüşmelidir. Doktorlar, stres seviyesini değerlendirebilir ve bu seviyeyi azaltmaya yönelik stratejiler önerirler. Bu stratejiler arasında yeterli uyku, dengeli beslenme ve düzenli egzersiz gibi yaşam tarzı değişiklikleri bulunur. Ayrıca, doktorlar gerekli gördüklerinde, psikolojik danışmanlık veya diğer stres azaltma teknikleri önerebilirler.

Stres Azaltma Teknikleri

Stres azaltma, günlük yaşamın getirdiği baskıları yönetmek ve kadın sağlığını korumak için kritiktir. Kadın doğum doktorları, stresle başa çıkma yöntemlerinin, sadece anlık rahatlama sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda uzun vadeli sağlık yararları da sunduğunu belirtirler. Derin nefes alma egzersizleri ve meditasyon, stres hormonlarının seviyesini düşürebilir ve vücudu rahatlatır. Örneğin, düzenli meditasyon veya yoga pratiği, adet döngüsü düzensizliklerini azaltmaya ve hatta PMS semptomlarını hafifletmeye yardımcı olabilir.

Duygusal olarak rahatlatıcı etkinliklere katılım göstermek, stresi azaltma konusunda da etkilidir. Hobiler, sosyal etkinlikler veya yürüyüş gibi dış mekan aktiviteleri, zihni meşgul ederek stresin vücut üzerindeki etkisini azaltabilir. Bu tür aktiviteler, ayrıca sosyal destek ağını güçlendirir ve yalnızlık hissini azaltır ki bu da genel stres seviyesini düşürmede önemlidir. Kadın doğum doktorları, hastalarına kişisel ilgi alanlarına ve yaşam tarzlarına uygun stres azaltma yöntemleri önerirler.

Üreme Sağlığına Yönelik Yaklaşımlar

Üreme sağlığı ve stres arasındaki ilişki, kadın doğum doktorları için özel bir ilgi alanıdır. Stres, üreme fonksiyonlarını doğrudan etkileyebilir ve bu yüzden doktorlar, stres yönetimi tekniklerinin üreme sağlığına pozitif katkılarını vurgular. Düzenli egzersiz, yeterli ve kaliteli uyku, sağlıklı beslenme ve gerektiğinde profesyonel destek almak gibi yaşam tarzı değişiklikleri, stresin üreme sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini azaltabilir.

Üreme sağlığını korumak için özellikle stresin yoğun olduğu dönemlerde kadın doğum doktoru ile düzenli görüşmeler yapmak, olası sorunları erkenden tespit etmek ve müdahale etmek açısından kritik önem taşır. Stres yönetimi, üreme sağlığını korumanın yanı sıra genel sağlık ve esenliğin de önemli bir parçasıdır. Doktorlar, bireysel ihtiyaçlara uygun stres yönetimi planları oluşturabilir ve bu planların uygulanmasında rehberlik edebilirler.


tup-bebek-sonrasi-yasam-scaled-1-1200x800.jpg

Tüp bebek tedavisi ile anne ve baba olma hayali kuran çiftler için büyük bir umut ve heyecan kaynağıdır. Bu tedavi yöntemi sayesinde aylar veya yıllar süren mücadeleden sonra, bir bebek sahibi olma şansı yakalanır. Ancak tüp bebek tedavisi sonrası yaşam, yeni bir başlangıçla birlikte getirdiği özel dinamiklerle doludur. Anne ve baba adayları, bu özel yolculukta fiziksel, duygusal ve sosyal açıdan bir dizi değişiklikle karşı karşıya kalır. Tüp bebek sonrası yaşam, aile içi ilişkileri, duygusal sağlığı ve günlük rutinleri derinden etkileyebilir.

Tüp bebek tedavisi sonrası hamilelik, beklenen bir mutluluğun habercisidir, ancak bu dönemin özellikle ilk aylarında fiziksel ve duygusal olarak zorlayıcı olabilir. Bu dönemde yaşanan karışık duygular, heyecan ve endişe arasındaki dengeyi bulmak, anne ve baba adayları için önemlidir. Ayrıca, bu sürecin sadece anne ve baba adayları üzerinde değil, aile içi ilişkilere de etkisi olabilir. Yeni bir bebek, aile dinamiklerini değiştirebilir ve bu değişikliklerle başa çıkmak gerekebilir. Aile içi destek, iletişim ve uyum, tüp bebek sonrası yaşamın daha kolay bir şekilde yönetilmesine yardımcı olabilir.

Duygusal Değişiklikler ve Annelik-Babalık Deneyimi

Tüp bebek tedavisi sonucu bir bebek sahibi olmak, çoğu anne ve baba adayı için büyük bir umut ve mutluluk kaynağıdır. Ancak bu mutluluk, tüp bebek sonrası dönemde bazı duygusal değişiklikleri de beraberinde getirebilir. Tedavi süreci boyunca yaşanan stres, belirsizlik ve umutsuzluk gibi duygusal zorluklar sonrasında gelen mutluluk ve hamilelik haberinin verdiği sevinç, oldukça yoğun olabilir. Anne adayları, ilk kez anne olacakları bu dönemde, bebeğin sağlığı ve güvenliği konusunda endişeler taşıyabilirler. Baba adayları ise, yeni bir aile sorumluluğu taşımanın getirdiği sorumluluk duygusuyla başa çıkmaya çalışabilirler.

Tüp bebek sonrası yaşamın en önemli yönlerinden biri, anne ve baba adaylarının kendilerini anne ve baba olarak tanımlamalarıdır. Bu dönem, yeni bir kimlik oluşturma sürecini işaret eder. Anne ve baba adayları, bebekleri için sağlıklı ve mutlu bir aile ortamı yaratma sorumluluğunu taşıdıklarını hissederler. Bu durum, aile içi ilişkileri ve rolleri de etkileyebilir. Anne ve baba adayları, bu yeni kimlikleriyle uyum sağlamaya çalışırken, birbirlerine destek olmalı ve bu değişikliklere birlikte adapte olmalıdırlar.

Tüp bebek sonrası yaşamın duygusal yükü büyük olsa da, çoğu aile, bu dönemi birbirlerine daha da yakınlaşarak ve büyüyerek atlatabilir. İletişim, açık olma ve birbirlerine destek olma, duygusal dengeyi korumanın anahtarıdır. Bu sürecin getirdiği duygusal iniş çıkışları birlikte paylaşmak, ailenin güçlenmesine ve bebekleri için sağlıklı bir ortam yaratmalarına yardımcı olacaktır.

Aile İçi Dinamikler ve Destek Sistemleri

Tüp bebek tedavisi sonucu bir bebek sahibi olan aileler için bu dönem, aile içi dinamiklerin yeniden gözden geçirildiği bir süreci başlatır. Yeni bir bebek, ailedeki rolleri ve ilişkileri değiştirebilir. Özellikle ilk kez anne ve baba olacak çiftler, bu yeni sorumluluğa uyum sağlamakta bazen zorluk yaşayabilirler. Anne ve baba adayları, bu dönemde birbirlerine daha fazla ihtiyaç duyabilirler ve birlikte hareket etmek, bu değişikliklere uyum sağlamalarına yardımcı olabilir.

Aile içi destek sistemleri, bu süreçte büyük bir öneme sahiptir. Yakın aile üyeleri, arkadaşlar ve diğer sevdikleriniz, sizin ve bebeğinizin yanında olabilirler. Onların deneyimleri ve desteği, tüp bebek sonrası yaşamın daha kolay atlatılmasına yardımcı olabilir. Ayrıca, profesyonel destek de düşünülebilir. Aile danışmanları veya psikologlar, aile içi ilişkileri güçlendirmek ve duygusal destek sağlamak konusunda yardımcı olabilirler.

Tüp bebek sonrası yaşamın getirdiği aile içi değişiklikler, biraz zaman alabilir, ancak açık iletişim, anlayış ve destek ile bu dönemi daha rahat bir şekilde atlatmak mümkündür. Aile içi ilişkilerin güçlendirilmesi ve bebek için sağlıklı bir ortamın oluşturulması, bu özel dönemi daha anlamlı ve mutlu hale getirecektir.


Adsız tasarım

Nova Art Tüp Bebek Merkezi olarak, 2014 yılından bu yana ileri teknoloji, bilimsel yaklaşım ve insana değer veren anlayışımızla hizmet veriyoruz. Deneyimli ekibimiz ve modern laboratuvar altyapımızla, anne ve baba olma hayalinizi güvenle gerçeğe dönüştürüyoruz.

Nova Art Tüp Bebek Health Türkiye

Copyright by NOVAART 2025. All rights reserved. Güncelleme tarihi 06.06.2026