Seçtiğiniz Kategoriye Ait

Blog Yazıları

doctor-showing-uterus-anatomical-model-to-patient-2022-05-31-03-18-23-utc-scaled-1-1200x1004.jpg

Rahim içi yapışıklık tanısı farklı şekillerde konulabilir. Mikro kamera ile rahim içi görüntülenebilir ve son derece basit bir işlemle tanı konulabilir. Ufak ebatlardaki kamerayla rahim içerisindeki dokular gözden geçirilir ve böylece yapışıklık olup olmadığı daha rahat anlaşılır. Ayrıca histerosalfingografi adı verilen ve HSG olarak adlandırılan tetkik ile de tanı konulabilir. Tanı konulduktan sonra ise ameliyat söz konusudur. Fakat pek çok kişi rahim içi yapışıklık ameliyatında başarı şansı ve riskler konusunda endişelidir.

Öncelikle rahim içi yapışıklıklar histeroskopik yöntemle rahim ya da karın dış yüzünde herhangi bir kesi yapılmaksızın tedavi edilebilir. Histeroskop adı verilen cihaz ile rahim ağzı doğal açıklıktan geçilip rahim içine ulaşılır. Kamera ile yapışıklığın yeri ve derecesi tespit edilir. Sonra histeroskop üzerinden cihazlar ilerletilerek yapışıklık açılır. İşlem sırasında elektrik enerjisi ya da makas da kullanılabilir. Bu noktada rahim içi yapışıklık ameliyatında başarı şansı ve riskler şöyle sıralanabilir:

  • Rahim içi yapışıklık ameliyatının başarısı yapışıklığın derecesi, yaygınlığı ve cerrahın deneyimi ile yakın ilişkilidir. Yapışıklık ne kadar yoğun ve rahim içi boşluğunda ne kadar geniş alan kaplamışsa tedavinin başarısız olma ihtimali o kadar artar.
  • Yapışıklığın çok yoğun olduğu durumlarda kimi zaman birden fazla histeroskopik girişime başvurulabilir. Yapışıklığın yeniden oluşmaması için rahim içine birkaç gün balon konulabilir. Fakat bunun tekrarlamayı tamamen engellediği kesin değildir.
  • Yoğun yapışıklıklarda işlem sonrasında kısa süre ağızdan estrojen hormon tedavisi uygulanabilse de yararı tartışılmaktadır. Yoğun ve yaygın yapışıklıklarda daha çok ilk adetten sonra uygun zamanda vajinal ultrasonografi ve çoğu kez yeniden histeroskopi önerilir.
  • Rahim içi yapışıklıklarda rahmin iç tabakasının inceliği bir diğer sıkıntıdır. Endometrial atrofi olarak adlandırılan durum, çoğu kez yoğun ve yaygın yapışıklıklarda gözlemlenebilir ve etkin bir tedavisi bulunmamaktadır.

Rahim İçi Yapışıklık Ameliyatından Sonra Hastayı Bekleyenler

Rahim içi yapışıklık ameliyatında başarı şansı ve riskler ile birlikte ameliyat sonrasından da bahsetmekte fayda var. Yapışkanlık şiddetine göre ameliyat 15-20 dakika sürer. Sonrasında hastanede yatma gerekmez. 3-4 gün hafif vajinal kanama ve kasık ağrısı olabilir. Enfeksiyon ve ağrı yaşanmaması adına operasyon sonrası 7-10 gün cinsel ilişkide bulunulmamalıdır. Rahim boşluğu açıksa ve tüp çıkışları da açıksa ve iç tabaka inceliği gelişmemişse kendiliğinden gebelik olabilir. Tüp çıkışları görülemeyen kadınlarda ise tüp bebek tedavisi yapılmalıdır.

Rahim İçi Yapışıklık Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Rahim içi yapışıklık ameliyatında başarı şansı ve riskler karşısında ameliyat yapılmazsa ne olur sorusu akıllara gelebilir. Çocuk isteği yoksa, ağrı şikayeti bulunmuyorsa ve adet kanı dışarı akıyorsa müdahalede bulunmak gerekmeyebilir. Fakat çocuk isteniyorsa yapışıklığın giderilmesi gerekir ve gebelik sırasında da daha rahat olunur. Novaart Tüp Bebek ve Kadın Sağlığı Merkezimizde uzman ekibimiz gereken bütün desteği sağlamaktadır.


germany-bavaria-munich-scientist-with-pipette-a-2022-11-06-23-01-02-utc-scaled-1-1200x800.jpg

Over (yumurtalık) rezervi, yumurtalığın döllenme yeteneğinin yumurta hücrelerini sağlamada ve gebelikle sonuçlanma kapasitesini belirlemede kullanılan bir terimidir. Gebelik için foliküllerden elde edilen yumurta hücre sayısının az olması, anne yaşının ileri olmasından kaynaklanabiliyor. Yani yaş ilerledikçe kadının gebe kalma olasılığı azalır.

Doğurganlık veya kısırlık için over rezervinin etkileri vardır. Bunun basit bir ölçüt veya oran olduğunu söyleyemeyiz. Yüksek over rezerve sahip olmak, gebe kalma oranın yüksek olduğunu gösterir. Düşük over rezerve sahip olmak ise gebe kalma oranının düşük olduğunu gösterir. Düşük over rezervine sahip olarak gebe kalmak ya da yüksek bir over rezerve sahip olmak fakat gebe kalmakta zorluk yaşamakta mümkündür.

Yumurta folikül miktarını yansıtan en önemli faktör kişinin yaşıdır. İleri yaşlarda, özellikle 35 yaşından sonra, folikül sayısı ve kalitesi azalır. 40 yaşından sonra bu durum daha da hızlıdır. Azalan rezerv ile kadının kendiliğinden veya tedavi ile gebe kalma şansı azalır. Hatta gebelik olsa dahi düşük riski artar.

Azalmış Yumurta Rezervinin Belirtileri

Birçok kadında herhangi bir belirti göstermeden ortaya çıkar. Sağlıklı kadınlar, 21-35 günde regl dönemi yaşar. Bu normal kabul edilen bir süre. İki dönem arasında zaman azalması olması ile regl kasılmalarının ve kanama yoğunluğunun artması, yumurta rezervlerinin azalmasının en temel bilinen belirtileridir.

Over Rezervin Düşük Olma Nedenleri Nelerdir?

Yumurtalık rezervinin düşüklüğünde en önemli nedenlerden birisi kadının yaşıdır. 35 yaştan sonra önemli ölçüde yumurta kalitesinde ve miktarında azalma görülmektedir. Kadınlar yaklaşık 4 milyon yumurta ile dünyaya gelirler. Ergenlikte bu sayı 400.000’e düşer ve 1000 yumurtayı regl dönemlerinde kaybeder. 30 yaşında bu sayı 100.000 ‘e düşer ve 40 yaşında bu sayı sıfıra yakındır. Yumurta kalitesi ve miktarı kişiye göre değişir. Genç yaşlarda da farklı sebeplerden dolayı bu durumla karşılaşılabiliyor. Her ay düzenli regl görmek yumurta rezervinin iyi olduğu anlamına gelmez. Yani az sayıda yumurta ile de uzun dönemli regl görülebilir. Tüm bu nedenler dışında over rezervin düşük olmasına neden olan diğer faktörlerde bulunmaktadır. Bunlar:

  • Yaş
  • Obezite, fazla kilo
  • Sigara ve alkol alışkanlığı
  • Yumurtalık ile ilgili yapılan operasyonlar
  • Radyoterapi ve kemoterapi
  • Turner sendromu
  • Endometriozis (çikolata kisti)
  • Erken menopoz
  • Aşırı kafein alımı

Tabii ki kadınlar günlük yaşantılarında bazı şeylere dikkat ederek yumurta kalitesini koruyabilirler.  Bunlar, stresten uzak durmak, sigara ve alkol alışkanlığını bırakmak, spor yapmak ve bunu düzene sokmak, proteinli ve dengeli beslenmeler ile yumurta kalitesini koruyabilmek için dikkat edilmesi gereken noktalardır. Bu nedenle, herhangi bir yaşta over rezerv düşüklüğü olan kadınlar, çocuk sahibi olmak istiyorlarsa, bunu planlamada ve tedavisi için acele etmekte geç kalmamalılar. Yumurta rezervinin değerlendirmesi ve sağlıklı bir sonuca varmak için kullanılan testlerimiz ve yöntemlerimizden yararlanabilirsiniz.


side-view-of-young-muslim-female-scientist-in-hija-2022-03-30-02-38-06-utc-scaled-1-1200x800.jpg

Tüp bebek çalışmaları hususunda oldukça önemli bir konumda yer alan kadının doğurganlık potansiyeli, hamile kalma potansiyelinin belirlenmesi açısından elzemdir. Kişinin hamile kalma potansiyeli hakkında fikir veren bu durum, kadının yumurtalıklarında yer alan foliküllerin sayısal olarak miktarını ve kalitesini ifade etmektedir. Bu noktada özellikle çocuk sahibi olmak isteyenlerin; Over Rezervi değerlendirilmesi de oldukça kritik bir konumda yer almaktadır.

Over Rezervlerinin değerlendirilmesinin sonuçlarına bağlı olarak, infertilite veya diğer bir adıyla kısırlık tedavisi için uygulanacak yöntem ve bireyin hamile kalma şansı hakkında oldukça önemli bilgiler elde edilir. Over Rezervinin yüksek olması; kadının yumurtalıklarındaki foliküllerin fazla, daha kaliteli ve hamile kalma şansının da yüksek olduğunun göstergesidir.

Bireyin yumurtalığındaki folikül miktarını yansıtan en iyi faktör de kişinin yaşıdır. Yaş ilerledikten sonra, özellikle 35 yaşında sonra, folikül sayısı ve kalitesi sürekli olarak azalır. 40 yaşında sonra da bu olay ise, giderek hızlanır. Over Rezervi azalan kadın bireylerde; kendiliğinden veya tedavi ile gebe kalma şansı azalır ve hatta gebelik olsa bile düşük riski artar.

Over Rezervinin Azalmasına Sebep Olan Faktörler

Genel olarak bakıldığı zaman Over Rezervinde azalmaya sebebiyet veren pek çok çeşitli faktörler de mevcuttur. Söz konusu bu gibi faktörlere;

  • Yaş ve obezite,
  • Erken menopoz,
  • Sigara içme alışkanlığı,
  • Şiddetli endometriozis,
  • Radyoterapi veya kemoterapi,
  • Daha önce geçirilmiş yumurtalık veya kist ameliyatı örnek olarak verilebilir.

Bu noktada yumurta rezervinin değerlendirilmesi de sadece bir testten ibaret değildir. Sağlıklı bir sonuca varmak için kullanılan pek çok çeşitli test ve metotlar da mevcuttur.

Over Rezerv Ölçümü Nasıl Yapılır?

Temel olarak kadınlar, yaklaşık 1 milyon yumurta hücresi ile doğarlar. Fakat ergenliğe ulaşma ve adet görme sürecine kadar her adet döngüsünde 1000 kadarı kaybedilir. Bu sebeple Over Rezervinin genel anlamda azalmasının en önemli faktörlerinin başında da yaş gelmektedir. Ayrıca Over Rezervi, genetik faktörlerden de büyük ölçüde etkilenir. Ancak; rezervin yaştan bağımsız olarak nasıl gerçekleştiğine dair fikir verecek pek çok farklı testler de vardır.

  • Folikül Uyarıcı Hormon ve Luteinizan Hormon Ölçümü: Adetin 3. gününde kanda ölçülen rezerv hususunda önemli bilgiler vermekte olan bu test, beynin yumurtalıklardan yumurta gelişimini uyarmak için kullanılan hormonların ölçümünü sağlamaktadır.
  • E2 (Estradiol) Ölçümü: Adetin 3. gününde yapılan E2 Testi, FSH Testi ile birlikte değerlendirilmesi elzem olan bir ölçüm metodudur.
  • Progesteron Ölçümü: Adetin 10. gününde yapılan bu test, foliküler fazın süresi hakkında da bilgi verir.
  • İnhibin B Seviyesi: FSH üzerinde etkisi olan test, yaş ilerledikçe ve Over Rezervinin azalması ile beraber düşen İnhibin B seviyesini ölçer.
  • Anti Müllerian Hormon: Over Rezervi için güvenli olan test, adetin herhangi bir günü yapılabilir.
  • Transvajinal Ultrasonografi: Adetin 3. günü yapılan testin, diğer testler ile beraber uygulanması daha uygundur.
  • Clomiphene Citrate Challenge Test: İlaç kullanımı ile beraber yumurtalıkların uyarılıp, yumurta olgunlaştırılarak yanıt vermesi esasına dayalı bir testtir.

Adsız tasarım

Nova Art Tüp Bebek Merkezi olarak, 2014 yılından bu yana ileri teknoloji, bilimsel yaklaşım ve insana değer veren anlayışımızla hizmet veriyoruz. Deneyimli ekibimiz ve modern laboratuvar altyapımızla, anne ve baba olma hayalinizi güvenle gerçeğe dönüştürüyoruz.

Copyright by NOVAART 2025. All rights reserved.