Seçtiğiniz Kategoriye Ait

Blog Yazıları

woman-collecting-blood-samples-for-testing-on-diff-2022-10-07-01-10-29-utc-scaled-1-1200x800.jpg

Kadının 35 yaş altında oluşunda 12 aylık, 35 yaş üstünde oluşunda 6 aylık bir süre boyunca düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye girilmesine rağmen gebelik elde edilememesi durumuna infertilite denir. Günümüzde çiftlerin %15’inde infertilite görülmektedir.

İnfertilite pek çok farklı nedene bağlı olarak gelişebilir. Bu nedenler kadın ya da erkek kaynaklı olabilir. Kadınlara ve erkeklere bağlı olarak gelişen infertilite yüzdelerini şöyle açıklayabiliriz:

  • Kadınlara ait nedenlerle gelişen infertilite %37 oranında
  • Erkeklere ait nedenlerle gelişen infertilite %8 oranında
  • Hem kadın hem erkeğe ait nedenlerle gelişen infertilite %35 oranında
  • Nedeni açıklanamayan infertilite %20 oranında görülmektedir.

Çoğunluğu oluşturan kadınlara ait infertilite nedenleri arasında aşağıdaki maddeleri sayabiliriz:

  • Ovülatuvar bozukluklar %25
  • Endometriozis %15
  • Pelvik adezyonlar %12
  • Tubal blok %11 —
  • Diğer tubal bozukluklar %11
  • Hiperprolaktinemi %7

Erkeğe bağlı gelişen bir infertilite varsa;

  • infertilite süresi önceki dönemlerde fertilite durumu
  • sistemik hastalık olup olmadığı
  • çocuklukta geçirilen hastalıklar
  • gelişim sorunu olup olmadığı
  • ameliyat geçmişi
  • anaboliksteroid, testosteron gibi ilaç kullanımının olup olmadığı
  • gonadal travma hikayesi
  • toksin maruziyeti sorgulanmalıdır.

Akupunktur Nedir, Ne İşe Yarar?

Alternatif tıp alanı kapsamında geleneksel tıbbın bir uzantısı olarak yüzlerce yıl önce Çin’de keşfedilmiş ve 1970’lerde Dünya Sağlık Örgütü tarafından onaylanmış olan akupunktur tedavisi günümüzde romatoid artrit, osteoartrid, bel ve boyun ağrıları ve dispeptik şikayetler gibi farklı alanlarda tamamlayıcı tedavi yöntemi olarak tercih edilmektedir.

Vücudun belirli bölgelerinden enerji kanalları içerisinde seyreden bazı enerjilerin geçtiğine inanılarak saplanan ince iğneler yardımıyla o bölgeler uyarılarak çeşitli hastalıklarda duyulan ağrının hafifletilmesi ya da ciddi rahatsızlık oluşturabilecek semptomların iyileştirilmesi amacıyla hastalara akupunktur uygulanmaktadır. Akupunkturun aynı zamanda psikiyatrik rahatsızlıklara iyi geldiği ve yatıştırıcı bir özelliği olduğu gösterilmiştir.

Doğru uygulandığında güvenli bir yöntem olan akupunkturun yan etkisi azdır ancak yok değildir. Bu yüzden akupunktur uygulaması uzman hekimler tarafından, yetkili merkezlerde uygulanmalıdır.

İnfertilite Tedavisinde Akupunkturun Avantajı Var Mıdır?

İnfertilite tedavisi öncelikle çiftin tedavi programına etkin bir şekilde katılımını gerektirir. Bu süreç içerisinde çiftin sık sık hastane randevularına gitmesi ve yaşam şekillerini bu yönde adapte etmesi gerekir. İnfertilite tedavisi süreci çift için olduğu kadar aileleri ve çevreleri için de maddi ve manevi açıdan zorlu olabilmektedir. Anne adayının etkisi altında olduğu bu stres ortamı gebelik sürecini olumsuz etkileyebilir, infertiliteyi tetikleyebilir.

Akupunktur tedavisinin stresi azalttığı ve korkuları yatıştırdığı yapılan çalışmalarda kanıtlanmış verilerdir. Anne adayına uygulanacak olan akupunktur tedavisi zihinsel ve bedensel olarak sakinleştirici etki göstererek olumsuz duygu durumunu, depresyon, kaygı ve stresi azaltır ve infertilite tedavisi sürecinde başarıyı artırır. Bunun yanı sıra akupunktur uygulaması santral ve periferik sinir sistemine ve nöroendokrin sisteme etki ederek uterusa giden kanlanmayı artırır ve uterin motiliteyi azaltarak fizyolojik iyileşmeye neden olur ve gebelik için uygun ortamın oluşmasına yardımcı olarak infertilite tedavisi başarı olasılığını ve gebelik başarısını artırır.


your-health-is-of-the-utmost-importance-shot-of-d-2022-10-05-08-40-31-utc-scaled-1-1200x750.jpg

Düşük over rezervinin önemi doğurganlık aşamasında çok kıymetli bir yere sahip olmaktadır. Bir kadının yumurtalıklarında yer alan foliküllerin yani yumurtaların sayısının ve kalitesinin azlığı gebe kalma ihtimalini düşürmektedir. Over rezervinin düşük olmamasının ilk sırada gelen nedeni kadının bulunduğu yaş olmaktadır. Kadının yaşı arttıkça doğal bir süreç olan over rezervi sayısı azalmaktadır. Kadınlar ergenlik dönemine kadar sahip oldukları over rezervini yaşları ilerledikçe azalarak kaybetmektedirler. Özellikle bir kadın 35 yaşını geçtikten sonra yumurtalıklarındaki folikül sayısı ve kalitesi hızlı bir biçimde azalmaktadır. Normalden farklı olarak bazı durumlarda kadının yaşı genç olsa bile yaşıtlarına göre az sayıda over rezervine sahip olmaktadır. Bu rezerv düşüklüğü genetik faktörler ve çeşitli etkenlere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Düşük over rezervinin önemi ergenlik dönemi ile birlikte kendini belli etmeye başlamaktadır. Düzenli olarak her ay regl yaşamak rezervin sayı ve kalitesinin yüksek olduğunu göstermemektedir. Düşük sayıda over rezervine sahip olunsa bile uzun bir dönem regl sorunsuz yaşanabilmektedir.

Sağlıklı Bir Hamilelik İçin Over Rezervi Çok Önemlidir

Sağlık açısından herhangi bir sorunu bulunmayan her kadın 21 ile 35 gün aralıklarla âdet kanaması görmektedir. Düşük over rezervinin önemi bu regl dönemlerinin kısalması ile anlaşılabilmektedir. Adet arasında yaşanan süre kısalması ve âdet kanama yoğunluğunda meydana gelen azalma yumurtalık rezervinin azaldığını göstermektedir. Merkezimizde ultrasonografik inceleme ve kan testi ile yumurtalıkların durumu detaylı bir şekilde görüntülenebilmektedir. Transvajinal ultrason sayesinde yumurtalık içerisinde bulunan folikül sayısı net bir şekilde belirlenebilmektedir. Hastanın yaşı gereği sahip olması gereken over rezervini taşıyıp taşımadığı kolay bir şekilde belirlenmektedir. Over rezervinde düşüklük olması durumunda adetin üçüncü günü gerçekleştirilen hormon tahlilleri ve Anti-Müllerian Hormon (AMH) testi aracılığıyla hastanın doğurganlığı hakkında detaylı bilgiler alınabilmektedir. AMH testi hastadan alınacak kan örneği ile gerçekleştirilmektedir. Test güvenilirliği açısından laboratuvarımızda standardizasyona oldukça önem verilmektedir. Yapılan AMH testinin değerlerinin çok düşük olması menopoz dönemine yaklaşıldığının, normalin üstünde olması ise polikistik over sendromunun habercisi olmaktadır.

AMH Değerlerinin İfade Ettikleri

  • AMH 4 ng/ml değerinden fazla olursa yüksek,
  • 1,5-4 ng/ml değerleri arasında olursa normal,
  • 1,5 ng/ml değeri altında olursa düşük,
  • 0,5 ng/ml değeri altında olursa çok düşük

Olduğundan dolayı düşük over rezervinin önemi tam anlamıyla kavranmalıdır. Özellikle gebelik için sahip olunan rezervin kalitesi ne kadar hızlı sonuçlar alınabileceğini belli etmektedir. Over rezervi düşük olması durumunda tüp bebek tedavisi ile gebe kalınması ihtimali bulunmaktadır. AMH değerlerinin düşük olduğu durumlarda daha fazla hassasiyet gösterilmeli ve tedavi olmak isteyen hastalar vakit kaybetmemelidir. Bu noktada kaliteli bir merkeze başvuru yapmak son derece önemlidir. Tüp bebek ve kadın sağlığı merkezimizde uzman kadromuzla tüm tedavi ve uygulama aşamalarında bütün gücümüzle sizlerin yanında bulunmaktayız.


lonely-young-woman-feeling-depressed-and-stressed-2022-10-05-19-40-33-utc-scaled-1-1200x800.jpg

Gebelik esnasında bebek kaybetmek zor ve duygusal bir deneyimdir. Düşük yaptıktan veya ölü doğumdan sonra ezici bir keder, suçluluk, öfke, üzüntü, şok ve başarısızlık duygusu gibi bir dizi duygu hissetmek doğaldır. Herkes gebelik kaybını farklı şekilde işlemektedir. Nasıl hissettiğiniz konusunda partnerinize ya da eşinize karşı açık olmak, iki tarafında farklı şekilde algıladığı kayıp duygusunu yenmenize yardımcı olacak, bu zor dönemde yanınızda birinin varlığını hissetmenin iyileştirici gücünden yararlanmanızı sağlayacaktır. İyileşmek için kendinize zaman tanımanız, sizi önemseyenlere kişilerden destek almanız, iyileşme sürecinin hızlandıracaktır.

Dünya genelinde birçok ailenin başa çıkmak zorunda kaldığı bu zor süreçte kendinize hatırlatmanız gerekenleri sıralayacak olursak:

  • Gebelikte yaşanan kayıp sizin suçunuz değil,
  • Kendinize iyileşmeniz için gereken zamanı vermelisiniz,
  • Herkesin hamilelik kaybına farklı şekilde yas tuttuğunu bilmelisiniz,
  • Bebek kaybetmekten bahsetmek sorun değil,
  • Hamilelik kaybınızla ilgili haberleri istediğiniz gibi paylaşabilirsiniz.
  • Sizin için destek var.

Tüp Bebek Tedavisinde Başarısız Sonuç Alınması

Özellikle ilerleyen yaşlarda ya da yetersiz yumurtalık sahibi olunması sebebi ile tercih edilen tip bebek tedavisi gören çiftlerin birçoğu için, hamileliğe giden çok fazla umut, beklenti ve planlama var.  Bu sebeple düşük veya ölü doğum yaptığınızda ya da tedavi süreciniz beklediğiniz gibi olumlu sonuçlanmadığında yıkıcı bir acı hissedebilirsiniz.

Doğmamış bir çocuğun kaybı sonrasında şok, keder, depresyon, suçluluk, öfke ve başarısızlık duygusu hissetmek normaldir. Bir hamilelik kaybını takip eden günler, haftalar, aylar ve hatta yıllar inanılmaz derecede zor ve acı verici olabilir. Özellikle, tedavi sürecinde her şeyi dikkatlice planladıysanız ve her şeyi doğru yaptığınızı düşündüyseniz, bu durum daha da zor olabilmektedir.

İnsanlara tedavi gördüğünüzü veya gebe olduğunuzu söyleseydiniz, kaybınızın haberini duyurmaktan endişe duyabilirsiniz.

Gebelik Kaybı Sizin Suçunuz Değil

Hayallerini kurduğunuz gebeliğe uzun zaman tedavi gördükten sonra tam kavuştum ve doğacak bebeğin küçücük ellerini görmek için sabırsızlanıyorum diye düşünürken, bir anda yaşayabileceğiniz bu kayıp aslında sizden kaynaklanmıyordur. Genellikle, kayıp sonrasında kendini suçlamaya yönelen kadınların hatırlaması gereken en önemli unsurlardan biri, erken dönem düşüklerinde ya da tedavinin olumlu sonuçlanmamasında genetik problemlerden ya da kromozomal anormalliklerden kaynaklanmasıdır. Geri kalan düşük sebepleri:

  • Anormal embriyo gelişimi
  • Fibroidler, yara dokusu veya rahim ile ilgili diğer problemler
  • Kapalı kalamayan serviks
  • Hormon sorunları
  • Enfeksiyon
  • İncinme
  • Vücudunuzun bebeğinize karşı antikor üretmesine neden olan lupus gibi otoimmün hastalıklardır.

Doğmamış bir çocuğun anne karnında vefatı ile hissetmeye başladığınız başarısızlık duygusu, iyileşme sürecinizin uzamasında sebep olarak, hayatınızı eskisi gibi yaşamanızı engelleyecektir. Belirtildiği gibi, bu kayıp sizden kaynaklanmamakta, sizin elinizde olmayan durumlar sebebi ile oluşmaktadır. Yasınızı tutarak, iyileşme sürecinizi tamamladığınızda, yeniden bir adım atarak, yepyeni bir hayat kurma şansınız olduğunu aklınızdan çıkarmamalısınız.


Adsız tasarım

Nova Art Tüp Bebek Merkezi olarak, 2014 yılından bu yana ileri teknoloji, bilimsel yaklaşım ve insana değer veren anlayışımızla hizmet veriyoruz. Deneyimli ekibimiz ve modern laboratuvar altyapımızla, anne ve baba olma hayalinizi güvenle gerçeğe dönüştürüyoruz.

Copyright by NOVAART 2025. All rights reserved.